Yurtdışındaki Şüpheli Alacaklar !

Günümüz piyasasında işletmeler devamlılığını sağlamak ve büyümek adına sektör içerisindeki diğer işletmelerle rekabet etmek zorundadırlar. Piyasadaki bu zorlu rekabet ortamında işletmeler istenilen amacı elde edebilmek maksadıyla farklı satış yöntemleri geliştirmişlerdir. Bunlardan biri, işletmelerin en çok kullandığı “vadeli satış” yöntemidir.

Vadeli satış yöntemi, işletmeler tarafından ticari hayatta pek tercih edilmese de piyasanın canlanması ve işletmelerinde devamlılığını sağlaması açısından sürekli kullanılan bir yöntem haline gelmiştir. Ancak ticari hayatta yaygın olarak uygulanan bu satış yöntemi, işletmeler açısından alacaklarını zamanında veya hiç tahsil edememesi gibi bir riski de bünyesinde barındırmaktadır. İşletmelerin karşılamak zorunda oldukları bu risk, 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun (VUK) 323. maddesinde “Şüpheli Alacaklar” başlıklı maddesi ile yapılan düzenleme ile işletmeler lehine azaltılarak vergisel yönden avantaja dönüşmüştür.

Ülkemizin son yıllarda sağladığı ekonomik istikrar ülkemiz ihracat rakamlarına da yansımıştır. Ancak yurt dışındaki firmalarla yapılan ticari faaliyetlerdeki bu artış beraberinde bu firmalardan tahsil edilmesi gereken alacakların zamanında veya hiç tahsil edilememesi gibi bir durumu ortaya çıkarmıştır. Bunun temel sebeplerinden biri, yurtdışındaki müşterileriyle yine vadeli satış yönteminin kullanılarak, açık hesap veya mal mukabili ödeme şeklinde anlaşan Türk ihracatçılarının büyümek için tercih etmese de kullandıkları satıl ve ödeme şekilleridir.

Ülkemizde faaliyet gösteren firmaların yurt dışındaki firmalar ile yaptıkları ticari ilişkileri sonucunda ortaya çıkan yurt dışı alacaklarını tahsil edememe gibi bir durumla karşılaştıklarında, VUK’un 323. maddesindeki karşılık ayırma düzenlemesinden yararlanıp yararlanmayacağını, yararlanılması halinde gerekli şartları Vergi Usul Kanunu ile 5178 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun çerçevesinde ele alınarak değerlendirilir.

“Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla;
1. Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar;
2. Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar;
şüpheli alacak sayılır.

Vergi Usul Kanunu’nun 323. maddesinde, şüpheli alacak karşılığı ayrılacak alacaklar konusunda yurt içi ve yurt dışı alacaklar için uygulanabilir diye bir ayrıma gidilmemiştir. Kanun hükmünde de bu konu da açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle, satışlarının büyük bir çoğunluğunu yurt dışındaki ülkelere ihraç eden mükelleflerin yurt dışından olan alacakları içinde, gerekli şartlara taşımak kaydıyla VUK’un ilgili hükmünden yararlanması gerekmektedir.

Yurt dışından doğan alacakların tahsil edilememesi durumunda şüpheli alacak karşılığı ayrılmasında da alacakların VUK’un 323. maddesindeki şartları taşıması gerekmektedir. Ancak, Milletlerarası Özel Hukuk kuralları gereğince alacağın doğduğu ülkede bir alacağın şüpheli alacak olarak kabul edilebilmesi için borçlunun mukim olduğu ülkedeki Borçlar Hukukunda özel bir düzenleme bulunması halinde şüpheli alacak karşılığı ayrılmasında bu hükümlere uyulması gerekmektedir

Yurtdışı alacaklarında alacağın tahsil edilememesi ve bu alacağın “şüpheli alacak” durumuna düşmesi için VUK’un 323. Maddesinde yer alan şartlar şöyledir:

1- Alacak kâr sağlaması düşünülen bir faaliyet neticesinde elde edilmiş olmalıdır, (Hatır senetleri, gibi ticari bir faaliyet sonucunda oluşmamış alacaklar sayılmaz.)

2- Alacağın şüpheli hale geldiği yıl, tasarruf değeri ile kayıtlara alınmalıdır.

3- Alacaklı bilanço usulü defter tutuyor olmalıdır.

4- Alacak teminatlı olmamalıdır.

5- Alacağın tahsili şüpheli hale gelmelidir.
a) Alacak dava veya icra safhasında bulunmalıdır,
b) Alacağın protesto veya yazı ile birden fazla kez istenmesine rağmen ödenmemiş olmalıdır.
6- Şüpheli alacak karşılığı ayırmak zorunluluk değil ihtiyaridir.

7-Borçlu hakkında verilmiş bulunan iflas kararı.

Şartlar açıkça belirtmektedir ki “alacak dava veya icra safhasında bulunmalıdır”. Ama icra takibi, hele ki uluslararası dosyalarda zaman, itibar ve daha fazla para kaybına da yol açabilmektedir. Bu nedenle ARS Danışmanlık olarak, yurt dışından doğan alacaklarını tahsil edemeyen müşterilerimize ‘şüpheli alacak karşılığı ayırma’ seçeneğinden önce, onlar için çok daha etkin, hızlı ve riskiz olan ARSinkaso hizmetlerimizi sunmaktayız.

Uluslararası ARSinkaso alacak ve risk yönetim hizmetlerimiz, Türkiye’deki müşterilerimizi temsil ederek, yurtdışındaki borçlu firmalar ile yasal takip öncesi uzlaşma aşamasındaki çalışmalarımızı kapsamaktadır. Bu çalışmalar temel olarak, borçlu firma ile irtibata geçip, borçluya anadilinde ihtar gönderimi, ilgili ülkedeki yerel temsilcimiz kanalıyla telefon görüşmeleri, firma ziyareti ve toplantılar yapılmasını kapsamaktadır. Böylece, varsa tebligat/bildirim hatalarının önüne geçilmesi, ihtilaf/itiraz durumlarının tespit edilmesi, incelenmesi ve tarafların mutabık kalacağı alternatif çözümlerin üretilmesi mümkün olabilmektedir.  Müşterilerimizin en önemli ayrıcalığı ise, yasal takip öncesi tüm bu yurtdışı alacak takip hizmetlerimiz için, hizmet bedelimizi yalnızca tahsilat olduktan sonra ve tahsil edilen tutar üzerinden ‘başta anlaşılan’ komisyon oranında bizlere ödemesidir.  Bir diğer önemli husus ise, borçlu firmaların- aksi kararlaştırılmadıkça- ödemeleri her zaman müşterimizin banka hesabına yapmasıdır. Komisyon oranlarımıza ilişkin teklif verirken dikkate aldığımız kriterler ise temel olarak şöyledir;

*Yurtdışındaki borç tutarının tarihi (alacak vadesi)

*Yurtdışındaki alacak tutarı

*Yurtdışındaki borçlunun bulunduğu ülke/bölge

*Yurtdışına gönderilen ürün veya verilen hizmetin detayları

Uzlaşma yolları tüketilmeden bize intikal eden ve yetkilendirildiğimiz dosyalarda komisyon oranlarımız düşmekte ve temel olarak borç yaşı düştükçe komisyon oranımız da düşmektedir.

Yurtdışındaki alacaklarını takip etmekte olduğumuz müşterilerimize, tahsil kabiliyeti olmayan durumlar tespit edildiğinde, ilgili ülkedeki çözüm ortaklarımızla yasal takibin başlatılmasını sağlamak ve ilgili ülkenin resmi makamlarında alınmış belgelerle şüpheli alacaklar konusunda da yardımcı olabilmekteyiz. Ama bu belgelerin temin edilebilirliği, süresi ve masrafları her ülkeye göre değişiklik arz ettiği için, dosyanıza özgü durumları değerlendirmemiz ve teklif verebilmemiz için bizimle irtibata geçebilirsiniz.

 

Ayşe Burcu ARSLAN DEMİRTAŞ

Genel Müdür | ARS Danışmanlık